fussilet suresi 34 ayet tefsiri
Fussiletsuresi, 34. ayetin kelime anlamı ve karşılaştırmalı Türkçe mealleri
FussiletSuresi; Mekke döneminde inmiştir. 54 âyettir. Sûre, adını üçüncü âyette geçen ve Kur'an âyetlerini niteleyen “fussilet” ifadesinden almıştır. “Fussilet”, “genişçe açıklandı” demektir. Sûre, ayrıca “Hâ Mîm es-Secde” diye de anılır. Sûrede başlıca hakka davet, batılda ısrar edenlerin uyarılması, vahyin insanlar üzerindeki ahlâkî ve
Lokmân Suresi – 34 . Ayet Tefsiri. Yazar: moderator 6 Nisan 2022 Kategori:Dualar, Genel Yorum yap. Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 4 Sayfa: 344-345
Ozaman (bir de bakarsın ki) aranızda düşmanlık bulunan kimse bile, sanki sıcak ve sadık bir dost oluvermiştir. iyilikle kötülük bir olamaz, sen kötülüğü en güzel olan şeyle sav. O vakit seninle aranızda düşmanlık bulunan kimse, candan bir dost gibi olur. İyilikle kötülük, devletle anarşi birbirine denk olamaz.
Nisa Suresi 34. ayet anlamı ve meali araştırılıyor. Nisa kelime anlamı olarak "Kadınlar" manasına gelmektedir. Kuran-ı Kerim'de nisa suresi 34. ayetin tefsiri ve arapça yazılışı
Site De Rencontre Payant Au Canada.
TEFSİR İbn Abbas şu açıklamayı yapmıştır “34. âyette ifade edilen en güzel yol»dan maksat, öfkeliyken sabretmek ve kötülüğe mâruz kalındığında bağışlamaktır. İnsanlar bunu başardıkları takdirde, Allah onları muhâfaza eder, düşmanları da onların önünde eğilir ve candan bir dost gibi olur.” Buhârî, Tefsir 41/1 Yüce rabbimizin açıkça bildirdiği gibi elbetteki yilikle kötülük bir olmaz. İyilik kalplere pozitif enerji verir, kötülük kalbin nurunu söndürür, kuvvetini giderir. İyilik ve dürüstlük, gönülleri fetheden mânevî bir iksirdir. İyiliğin çok çeşitleri vardır. Kendimize yapılan kötülükleri affetmek bir iyiliktir. Kötülüğü affetmekle beraber, üstelik kötülük yapan o kişiye bir de iyilik yapabilmek daha faziletli bir iyiliktir. Esasen taşlaşmış kalpleri yumuşatıp eritecek, düşmanlıkları giderecek, kaynayan öfkeleri yatıştıracak ve en amansız düşmanları sımsıcak dost yapacak sır bunda gizlidir. Fakat bunu başarmak, konuşulduğu kadar kolay bir iş değildir. Bunu başarabilmek, büyük bir ahlâkî kemal, ruhî kıvam, sarsılmaz bir sabır ve yüksek bir fazilet ister. Güzel isimlerinden biri اَلْعَفُوُّ Afüvv yani “Çok Affedici” olan Cenâb-ı Hak kullarının affedici olmasını ister. Affetmeyi seven mü’minlerin örnek alınmaya değer kullar olduğunu bildirir. Çünkü onlar gerçekten de zor olan bir işi yapmış, nefislerini bertarâf ederek affedicilik ve ayıp örtücülük vasfını kazanmışlardır. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur “Bununla beraber bir insan dişini sıkar, sabreder ve kendisine haksızlıkta bulunanı bağışlarsa, şüphesiz bu, nefse hâkimiyet, azim ve kararlılık gerektiren büyük bir fazilettir.” Şûrâ 42/43 Resûlullah buyurur “…Kul başkalarının hatâlarını affettikçe Allah da onun şerefini ziyâdeleştirir...” Müslim Birr 69; Tirmizî, Birr 82 “Gereğini yapmaya gücü yettiği hâlde öfkesini yenen kimseyi Allah Teâlâ, kıyâmet günü herkesin gözü önünde çağırır, hûriler arasından dilediğini seçmekte serbest bırakır.” Ebû Dâvûd, Edeb 3/4777; Tirmizî, Birr 74 Şahsına yapılan hatâlar karşısında sessiz kalmak ve onları affetmek, ilk bakışta bir âcizlik gibi görünse de hakîkatte fevkalâde yüksek bir haslettir. Kolayca affedivermek, günah ve kusurları muhâtabın durumuna göre ve kendine has bir metotla bertarâf etmek, Peygamberimiz en güzel ahlâkî hasletlerinden biri idi. O, kazandığı savaşlarda esir düşenleri affetmiş, kendisine karşı son derece kötü davrananlara bile güzel muamele, merhamet, şefkat ve âlicenaplık örneği sergilemiştir. Yine hatâ ve kusurları affetmenin de ötesinde, kötülüğe dahî iyilikle muamele edebilmek ve hattâ kötülüğünü gördüğü birinin ıslah ve hidâyeti için dua edebilmek, Resûlullah fârik vasfı idi. Tâif’te kendisini taşlayanlara ve Uhud’da mübârek dişlerini kırıp yüzünü yaralayanlara bedduada bulunmayıp hidâyetleri için dua etmesi, buna kâfî bir misâldir. Yine O’nun, getirdiği dînin izzetini korumak için Mekke’de insanların kahrolup gazab-ı ilâhî ile helâk olmalarını değil, her birinin hidâyetle şereflenmelerini istemesi, nice azgınların kurtuluşuna vesîle olmuştur. Resûl-i Ekrem bu yüksek ahlâkî ufkunu gösteren şu hadîs-i şerîf, müslümanlara ne güzel bir yol göstermektedir “İnsanlar iyilik yaparsa biz de iyilik yaparız, şayet zulmederlerse biz de zulmederiz» diyerek her hususta başkalarını taklit eden şahsiyetsiz kişiler olmayınız! Lâkin kendinizi, insanlar iyilik yaparsa iyilik yapmaya, kötülük yaparlarsa zulmetmemeye alıştırınız!” Tirmizî, Birr 63/2007 Resûlullah bir gün “–Sizden biri, Ebû Damdam gibi olmaktan âciz midir?” buyurdu. Oradaki sahâbîler “–Ebû Damdam kimdir?” diye sordular. Resûl-i Ekrem Efendimiz de şöyle buyurdu “–Sizden önceki kavimlerden birine mensûb idi. Bana hakâret eden ve dil uzatarak gıybetimi yapan kimselere hakkımı helâl ediyorum» derdi.” Ebû Dâvûd, Edeb 36/4887 Hz. Ebubekir alakalı şu hâdise, kötülüğe sabırla mukâbele etmenin ve onun en güzel yolla savuşturmanın güzel bir misalidir Resûlullah ashâb-ı kirâmın arasında otururken, bir adam geldi, Hz. Ebubekir’e hakâretler ederek onu üzdü. Ancak Ebubekir sükût etti, adama cevap vermedi. Adam ikinci sefer aynı şekilde hakaret ederek eziyet verdi. Ebubekir yine sükût etti. Adam üçüncü sefer de hakaret edince Hz. Ebubekir adama hak ettiği cevâbı verdi. Bunun üzerine Peygamberimiz hemen kalkıp yürüdü. Ebubekir arkasından yetişerek “–Ey Allah’ın Rasûlü, yoksa bana darıldınız mı?” diye sordu. Allah Resûlü “–Hayır” buyurdu. Sonra da şöyle devam etti “–Lâkin gökten bir melek inmiş, o adamın sana söylediklerini yalanlıyor, senin adına ona cevap veriyordu. Sen karşılık verip intikamını alınca melek gitti, onun yerine şeytan geldi. Bir yere şeytan gelince ben orada durmam!” Ebû Dâvûd, Edeb 41/4896 Bayezid-i Bistami’yle alakalı şu menkıbe, onun bu muhteşem güzellikte ve i’cazdaki âyetin mâna derinliğine ne ölçüde vakıf olup gereğini yapmaya çalıştığını ortaya koymaktadır Bayezid bir akşam mezarlıktan geçerken Bistam’ın ileri gelenlerinden birinin oğlu sarhoş bir halde saz çalıyordu. Gencin kendisine yaklaştığını gören Şeyh “Lâ havle velâ kuvvete illa billâh!” dedi ama bunu der demez kabadayı sazı şeyhin başına vurdu. Saz ikiye bölündü, Şeyh de al kanlar içinde kaldı. Şeyh zaviyesine geldi. Sabah olur olmaz sazın parasıyla birlikte bir tepsi helvayı hizmetçisine verip gence gönderdi ve ona şunu söylemesini tembih etti “Bayezid, akşam başında kırılan sazdan dolayı senden özür diliyor. Bu parayı al ve başka bir saz satın al. Bu helvayı da ye ki kırılan sazın derdi ve acısı gönlünden çıksın.” Genç bu durumu görünce geldi, şeyhin ayaklarına kapandı, tevbe etti ve hıçkıra hıçkıra ağladı. Diğer bazı gençler de ona uyup Şeyh’in güzel huyu sayesinde doğru yolu buldular. Attâr, Tezkire, Trc. Süleyman Uludağ, İstanbul, 2007, s. 179 Hâsılı iyilik yapanlara iyilik, fenâlık yapanlara da fenâlık yapmak meziyet değildir. Asıl meziyet, kötülük yapanlara karşı aynı şekilde mukâbelede bulunmayıp iyilik yapabilmektir. Zira iyilik yapılan kimse düşmansa dost olur; ortadaysa yaklaşır; yakındaysa muhabbeti ziyâdeleşir. Lâkin şunu da hatırlatmak gerekir ki, affetmek ve bağışlamak şahsa karşı işlenen suçlarda mevzubahistir. Bir suç, toplumu ilgilendiriyorsa, o zaman affetmekten çok ıslâhına çalışmak, âdil davranmak ve doğru ile yanlışı ortaya koymak îcâb eder. Zira böyle bir suçlu affedildiğinde, bunun daha büyük haksızlıklara yol açacağı muhakkaktır. O hâlde ben müslümanım diyenler, İslâm’ın bu güzel ahlâk ve fazilet anlayışını kendinden asla ayrılmaz bir meziyet halinde kuşanarak insanları hikmet ve öğütlerle Allah’ın yoluna çağırmaya devam etmelidirler Kaynak Ömer Çelik Tefsiri
Nisa Süresi 34. Ayet Meali Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için saliha kadınlar itaatkardır. Allah’ın kendilerini korumasına karşılık kocalarının gıyabında namuslarını ve mallarını kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve bunlarla yola gelmezlerse dövün. Eğer size itaat ederlerse artık aleyhlerine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, Süresi 34. Ayet Tefsiri Yüce Allah şöyle buyuruyor Erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucudur’. Yani, erkek kadının kayyimidir. Yani, onun başkanı, büyüğü, üzerinde hakimiyet sahibi ve eyriliğinde terbiye edicidir. Bu Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması çünkü erkekler kadınlardan daha üstün özelliklere sahip, erkek kadından daha hayırlıdır. Bu yüzden peygamberlik sadece erkeklere mahsus kılınmıştır. Yöneticiliğin en üst makamı da sadece erkeklere şöyle buyurmuştur İşlerini bir kadına teslim eden bir millet, iflah yine şöyle buyurmuştur Kadınların en hayırlısı o kadındır ki, ona baktığında sana mutluluk verir, emrettiğinde sana itaat eden ve ondan ayrılıp gittiğinde kendisini ve senin malını korur. Allah Resulü daha sonra;Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur ayetini kadınların cennete girebilmesi hakkında bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşturKadın beş vakit namazını kılar, ramazan orucunu tutar, namusunu korur ve kocasına itaat ederse ona Cennet’e dilediğin kapısından gir kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara; yani kocasına karşı baş kaldırmasından korktuğunuz kadınlara Arapçada Nüşuz Yükselmek ve dikilmek demektir. Naşiz kadın da kocasına karşı dikleşen, emirlerini terke den, ondan yüz çeviren, nefret duyan karısında baş kaldırma alametleri gördüğünde ona nasihat etsin ve isyanı halinde Allah’ın gelecek cezasıyla korkutsun ve uyarsın. Zira, Allah kocasına karşı ona görev yüklemiş ve ona itaat etmesini vacip kılmıştır. Adamın kendisindeki üstün meziyetler ve Allah’ın onu üstün kılması sebebiyle, ona isyan etmesini de haram Resulüllah şöyle buyurmuştur Bir kimseye birine secde etmesini emredecek olsaydım, üzerindeki haklarından dolayı kadına, kocasına secde etmesini İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C 3 / bkz 124-127
❬ Önceki Sonraki ❭ وَلَا تَسْتَوِى ٱلْحَسَنَةُ وَلَا ٱلسَّيِّئَةُ ۚ ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ فَإِذَا ٱلَّذِى بَيْنَكَ وَبَيْنَهُۥ عَدَٰوَةٌ كَأَنَّهُۥ وَلِىٌّ حَمِيمٌ
❬ Önceki Sonraki ❭ Your browser doesn’t support HTML5 audio وَلَا تَسْتَوِى ٱلْحَسَنَةُ وَلَا ٱلسَّيِّئَةُ ۚ ٱدْفَعْ بِٱلَّتِى هِىَ أَحْسَنُ فَإِذَا ٱلَّذِى بَيْنَكَ وَبَيْنَهُۥ عَدَٰوَةٌ كَأَنَّهُۥ وَلِىٌّ حَمِيمٌ Ve lâ testevîl hasenetu ve les seyyiehseyyietu, idfa’ billetî hiye ahsenu fe izellezî beyneke ve beynehu adâvetun ke ennehu veliyyun hamîmhamîmun. İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. Türkçesi Kökü Arapçası ve değildir وَلَا eşit س و ي تَسْتَوِي iyilik ح س ن الْحَسَنَةُ ve ne de وَلَا kötülük س و ا السَّيِّئَةُ sav onu د ف ع ادْفَعْ بِالَّتِي olanla هِيَ en güzel ح س ن أَحْسَنُ bir de bakarsın ki فَإِذَا الَّذِي seninle aranda ب ي ن بَيْنَكَ onun arasında ب ي ن وَبَيْنَهُ düşmanlık olan ع د و عَدَاوَةٌ sanki كَأَنَّهُ bir dosttur و ل ي وَلِيٌّ sıcak ح م م حَمِيمٌ Diyanet İşleri Başkanlığı İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki sıcak bir dost oluvermiştir. Diyanet Vakfı İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel bir şekilde önle. O zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur. Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Hem hasene güzellik, iyilik de bir değildir kötülük de. Kötülüğü, en güzel olan hasene ile önle. O zaman bakarsın ki, seninle arasında bir düşmanlık bulunan kimse yakılgan şefkatli bir hısım gibi olmuş! Elmalılı Hamdi Yazır Hem iyilik de bir değildir, kötülük de. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. O zaman seninle kendi arasında bir düşmanlık olan kişinin, sanki samimi bir dost gibi olduğunu görürsün. Ali Fikri Yavuz Hem iyilikle kötülük müsavi olmaz. Sen kötülüğü, en güzel olan iyi hareketle önle. O vakit bakarsın ki, seninle arasında bir düşmanlık bulunan, yakın bir dost gibi olmuştur. Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Hem hasene de müsavi olmaz seyyie de, seyyieyi en güzel olan hasene ile def´et! O vakıt bakarsın ki seninle arasında bir adâvet bulunan kimse yakılgan bir hısım gibi olmuştur Fizilal-il Kuran İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel bir tavırla sav! O zaman bakarsın ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluvermiştir. Hasan Basri Çantay Ne her iyilik, ne de her kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel haslet ne ise onunla önle. O zaman görürsün ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse bile sanki yakın dost un olmuş dur. İbni Kesir İyilikle kötülük bir olmaz. Sen, fenalığı en iyi şekilde sav. O zaman göreceksin ki; seninle arasında düşmanlık bulunan kişi bile yakın bir dost gibi oluvermiştir. Ömer Nasuhi Bilmen Ve iyilik de kötülük de müsavî olamaz. Kötülüğü Bertaraf et o şey ile ki, o en güzeldir. Artık o zaman seninle kendi arasında adâvet olan kimse, sanki bir sadâkatlı dosttur. Tefhim-ul Kuran İyilikle kötülük eşit olmaz. Sen, en güzel olan bir tarzda kötülüğü uzaklaştır; o zaman, görürsün ki seninle onun arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dostun oluvermiştir.
fussilet suresi 34 ayet tefsiri